Pazartesi, Aralık 26, 2011

MARKİ’NİN KIRBACI


Erdemi tanıma sokmuş bir kaç büyük insanın düşüncelerine önce yer verelim;


Hegel: Erdem, varlığın bilincidir.*(1)


Nietzche: Erdem, insanın insanüstüne ulaşmak için harcadığı çabadır.*(2)


Platon: Bilgi sahibi olan kişi erdem sahibi olur.*(3)

Schopenhauer: Erdem denmeye değer tek eğilim acımaktır.*(4)


Buddha: İnsan yüreğinden yaşamak isteğini çıkartmalıdır, ancak yok olarak acıdan kurtulabilir...*(5)


Banu SOLAK: Erdem kişinin kendisine duyduğu özsaygıdır.*(6)


Doğruları duymamak için kulaklarına tıpa olarak taktığın ‘’kime göre neye göre’’ bahanesini aşıp önce bir okursan, sonra dinlemeyi belki hak edersin, tamam mı cicim. O zaman önce okuyalım;


Peki saygı ne idi? Yıllarca sana dayatılan köprüyü geçene kadar mantalitesinden dolayı ayılara duymuş olduğun nefretin adı değildir saygı. Günümüz insanının sahip olduğu makamdan, konumdan, gücünden, parasından dolayı gösterilen salt ve şuursuz saygı, değildir saygı.

Banu Solak der ki saygı; evrensel ortak aklın mutlak doğrusudur.*(6)

Evrensel? Ortak? Mutlak Doğru? Kapasiten aşıldı gene di mi hadi cicim haydi, devrelerin kokmaya başlamadan sen en iyisi buradan ikile.


Toplumun sana giydirmiş olduğu doğru doğru demek değildir. Örneğin birkaç toplum; Endonezya, Senegal, Somali, Cibuti. Bu saymış olduğum ülkelerde kadınların klitorisleri cinsel haz almamaları için kesilmektedir. İslamda ve Musevilikte evlilik öncesi seks yapmak yasak. Ülkemizde ise bekaret sembolü olarak gelinliğin üzerine kırmızı kurdele bağlanmakta. Hollanda da ise 12 yaşındaki bir çocuğun izni olduğu sürece seks yapmak suç sayılmıyor. Peki bunların hangisi doğru? Oysa bilincindir doğru olan.*(1)


Mutlak doğruya ulaşmak için insan, bilincini kullanarak çaba gösterir.*(2) Okur, araştırır, yaşar. Ama her şeyden önemlisi bunları analiz edecek bir akıla sahip olmalıdır. İşte bu analizin sonucundaki bilgiye sahip olan kişi ancak erdem sahibi olur.*(3)

Toplumun oluşturduğu erdemi gerçek erdem zannetmek, yaşamı kısıtlamak, insana verilebilecek en büyük cezadır.*(5) Peki, hangi fiziksel acı üstün gelebilir, bu cezanın karşılığında çekilecek acı kadar!*(4) O kadar acıdan bahsettik sahi Marki nerede? Markinin kırbacı işte bu "toplumsal erdem"dir.*(6)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder