Cuma, Şubat 17, 2012

İnzibat


Uykun mu geldi? Peki ben nöbeti devralırım, hadi sen uyu artık. Ve sen uyursun gözlerimin önünde, varsın.  Gözlerim bu ana şahit yazılsın. Fark etmez ben uyanırım sonuna kadar geldiğim ama sonunu hiç göremediğim rüyalarımdan.

Terk edilmişlerin, itilmiş kakılmışların dağında yalnızlığımızı koruyan evrenin iki askeriyiz biz. En güçlü silahımız inancımız, zaman en büyük düşmanımız. Her geçen saniyeye bir kurşun sıkarız. Fakat dikkatli olmalıyız çünkü bitmek üzere kurşunlarımız. 

Korkardım varlığını hissedememekten, bir an bu dünyada olmadığını düşünmekten, cinnetim olurdu, daha bir korkardım. Bu yüzden ben, sen uyurken hiç uyumadım. Seni seyrettim, nöbetteyken üşümüş ellerini avuçlarımla ısıttım. Üzerin açılmasın diye her gece parkamı bıraktım, ben bir içlikle hep ayazda kaldım. Kulağımı dayardım göğsüne, her nefesinde, daha bir sıkı sarılırdım silahıma, hayatıma. 

Ve senin hiç inanmadığın bir aşka inanır, sana güvenirdim.
Ve günlerden bir gün ben, vuruldum. Çünkü sende diğerleri gibi hainlerden olup düşmanla işbirliği yapmış sonra da ardımdan uyumuşsun.

Şimdi kan revan içindeyim. Merhemim de düşmanım da zaman. Her bir hücremden çıkar bir yara, bir duman. 

Olur da bir gün dönersin diye, kasaturamı masanın üzerine bırakıyorum giderken . Yaralarımdan daha çok her seferinde canımı yakan dilini kesmeyi unutma gelirken!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder