Pazartesi, Şubat 13, 2012

Korsanın Legalleşmesi


Ben bir yayınevi sahibi olsaydım kendi korsanımı kendim yaratırdım. Böylelikle bu pastayı da ele geçirmiş olurdum. Fakat şu sistemde eminim ki korsan sektörü orijinalinden daha çok para kazanıyordur.

Bir roman, hadi ismini vereyim Tutunamayanlar'ın raflardaki satış fiyatını aranızda bilen var mı? Hayır çünkü şu anda bu satırları okuyan %80'ininizin evinde korsanı vardır. Ben söyleyeyim bari 36 tl. Evet yanlış duymadınız 36 tl.

Korsanının 5 tl'ye satıldığı ülkede farkın 31tl olması abartı değil mi? Bunun sanat düşmanlığı olduğunu düşüyorsanız eğer yanılıyorsunuz çünkü farkı ile Devlet Tiyatrolarında 3 tane oyuna gider bu kitle. Sektörün en büyük sorunu hala hangi kitleye hitap ettiğini ve bu kitlenin karakteristik özelliklerini bilmemesinden kaynaklanıyor.

Hadi gelin kısadan bir matematik hesabı yapalım. Korkmayın çift katlı integral problemi çözmeyeceğiz. Alt tarafı toplama çarpma yapacağız. Bir insanın ortalama ayda 7 kitap okuduğunu düşünürsek 228 tl yapar. Güzel bir tutar diğer sanatsal aktiviteler de hariç. Konseriydi, kasedi, tiyatrosu, sineması falan ekleyelim. Bunlara birde yolu yemeği falan dersek etti sana 750 lira gibi bir rakam.

Türkiye'deki asgari ücrete gönderme yaparak kitlesini bilmeyen şu okumuşlara diyorum ki e be kardeşim Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisini bilmiyorsun ama bu işi yapıyorsun. Bırak yapma, zamanına yazık, Çin'den çakma entel ithal etsem sizden daha iyi olur daha çok düşünür be.

Anlaşılan sizde duymamışsınız biraz bahsedeyim de öğrenin. Canım okuyucum lafım sana değil bu okumuş sığırcık sürüsüne. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insan önce yemek yeme, giyinme, barınma gibi öncelikleri yerine getirdikten sonra sanata yönelir. En son ihtiyacı olduğu aynı zamanda para bırakacağı şey ya da sektör sanattır.

Akıllı korsan amcalar ise çağın ruhunu yakalamışlar. Sen 36 tl'den 10 tane satana kadar korsan 5 tl'den 1000 adet satıyor, sana karda farkı da böyle takıyor. Böylelikle hiyerarşik sıranın en altına kadar ulaşmış oluyor. Yani adam evine ekmek alırken çocuğuna da bir kitap alabilecek duruma gelmiştir artık.

Banu der ki: Para harcamanın yaşam belirtisi, yaşama gayesi sayıldığı bu çağda parayı bırakmaya en çok ihtiyacı olan bu ezilen çoğunluktur ve bu çoğunluğa en çok hizmet eden de malı götürecektir ona göre.

Peki benim isyanım niye? İstiyorum ki herkes okusun, herkes istediği kitaba ulaşabilsin, kimse aradığı bir kitabı bulunca aaa çok pahalıymış diye geri rafa bırakmasın.
Çünkü kitap kokusu tiner kokusu gibidir, bağımlılık yapar. Zihni çalıştırır, kafa yapar.
Çünkü benim de hala çok pahalı diye raflara geri bıraktığım kitaplar var.

Laflarımı şöyle bir süzersen canım kardeşim; Kitap sektöründeki sistem kendi kendini yok etmeden önce durup bir düşünmesi artık değişmesi gerekiyor. Siz ne dersiniz?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder