Cumartesi, Mayıs 26, 2012

Oysa Bir İnsanı Tamlamak

Bir insana sen şusun ya da sen busun, senin şu sorunun var demek çok kolay, laf ağızdan çok kolay ve bir kere de çıkıyor, mesela; her şeyi senin bildiğini düşünmenin altında kibirden başka bir şey yoktu ama sen bunun farkında değildin! gibi.

Oysa karşısına çıkacak olay ve durumlara göre hangi olasılığı seçeceği belli olmayan bir varlığı, kolay tanımlara ve kalıplara sokan iki tip insandan söz edilebilirdi; ya diğer insandan daha üstün bilgi ve algı kapasitesine sahipti ya da zeka kapasitesini aşacak bilgi yüklemesi sonucu görülen kibirden doğan bir ukalalık tavrı söz konusuydu. Üstün bilgi ve algı kapasitesine sahip bir birey bir insanı tanımlasa bile yaftalamazdı.

İşte sen o ilmi kibre düşmüştün. Çünkü tanımadığın insanlar hakkında tanımlamalar ve tamlamalar içerisindeydin. İnsan kendisini bile tanıyamaz iken bir başkasını tanıdım, tanıyorum demek, hayatta duyduğumuz en saçma şeydi. Bak ben mesela kabul ediyorum, hala kendimi tanıyamıyorum. Hala karşıma çıkan durum ve insan olasılığında nasıl davranacağımı bilmiyorum, bildiğim tek bir şey var; gerçekleşme olasılığı en yüksek olan olasılığı seçeceğimdir. O da kesin değil muhtemeldir. Peki ben hala kendimi tanımlayamaz iken sen beni nasıl yaftalayabiliyordun. Affına sığınarak, müsaade edersen ya da istersen de etme ama beni yaftalamana izin vermiyorum. Bir insanın kendisini tanıyamaması durumunun kendisini çok iyi tanıması sonucundan doğduğunu hatırlatarak emin ol senden daha iyi kendimi biliyorum.

Oysa bir insanı tanımak istiyorsan onu sevmekle başlayabilirsin mesela. O yüzden bırak bir insanı tanımaya çalışma da onunla yaşa!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder