Çarşamba, Mayıs 30, 2012

Rehberim olur musun?

Tamam, stop, dur artık dur, bitmeli bu çılgınlık. Bitmeli bu delilik hali, bizi bitirmeden bitmeli. Bizi diyorum bak, duydun mu ''bizi''. Neyin savaşını veriyoruz ya da ne uğruna veriyoruz ki. Daha iyi, daha mükemmel benlikler yaratmak için mi yoksa kendimizi, yaşamımızı adayacağımız tanrının bile yerine koyduğumuz tanrılar için mi? Bir şey söyleyeyim mi hiçbir sikin önemi yok benim için. Hemde hiçbir şeyin yok. Ne felsefenin ne edebiyatın ne sinemanın ne siyasetin ne tiyatronun ne müziğin  ne şiirin ne kitapların ne bu ülkenin ne de bu evrenin. Hepsi senin yokluğunun paravanları. Ne kadar çok kaçıyorsa insan o tutkuyla başka bir şeye sarılıyor, o kadar. Neyden kaçarsak kaçalım eninde sonunda ise hep ona yakalanıyor insan. Hayatın; başı ve sonu belli olan bir çember olduğunu ve hep aynı çizgi üzerinde kaçtığımızı unutuyoruz. İşte bu yüzden nereye dönersek dönelim, nereye kaçarsak kaçalım, karşımızda hep birbirimizi buluyoruz. Bizden başka gerçeğimiz yok. Durdum, ben'im için yol yok. Zamana söyledim akmasın, ben'im için zaman yok. İşte bu zamansız ve mekansız yerde bana rehberlik etmeni istiyorum. Sahi rehberim olur musun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder