Salı, Haziran 12, 2012

Elma Hep Aynı, Yarımlar Farklı

........

"Huysuzluğum, kocaman göbeğim ve kıllarımla beni sevdiğin düşüncesini aklım almıyor Çiğdem, sen beni sevemezsin, çünkü ben bile kendimi sevmiyorum."

"Kendinle uğraşmaktan etrafında olan bitenden haberin yok! bu dış dünyaya karşı duyarsızlığın var ya işte onu sevmiyorum ama anlamıyorsun, içindeki bu kavga olduğu sürece de, anlamayacaksın."

"Schopenhauer ne demişti; bir erkek kendi olmak istiyorsa yalnız kalmalıdır, sende beni kendim yapacak kadar bencilsin. Çünkü oluşturduğum güçlü benliklerimle beni seviyorsun. Ortamların popüler çocuğuyum ne de olsa değil mi? Bir an konuşmasam, insanları güldürmesem, gülmesem, cool olmasam, böyle tarz, cool kıyafetlerim olmasa, hafif ukalalıklar yapmasam kurmuş olduğum bu krallıktan eser kalır mı Çiğdem...hıı söylesene, kalmaz... Senin bana olan aşkından da eser kalmaz çünkü sende benim güçlü benliklerime asılı kalmış bir esirden başka bir şey değilsin."

"Peki ne istiyorsun benden, neden peşime düşüyorsun, neden seni aramıyorum ya da sana sahip çıkmam gerekiyor diye ortalığa haber salıyorsun?
Üstelik yeryüzünde değerli olan tek varlık senmişsin gibi konuşmaların var ya, işte onlar asıl canımı sıkan. Beni değersiz bir canlı gibi hatta evindeki herhangi bir eşya görüyorsun, yalan mı?  Benden ayrıldıktan hemen sonra bulmuş olduğun kız arkadaşın seni yeterince şımartıyordur umarım. Bu kadar zaman sonra aradığına göre koynundan ancak yeni çıkmış olmalısın."

"Çok zehirli laflar bunlar, sus lütfen sus artık. Ayrıca yaşadıklarımızı böyle kolay unutmanın altında cevaplarım saklı."

"Unutmak ha? Sırf senin için değil herkes için böyle düşünüyorum Erdem; Orgazm sigarasını içerken emin ol kimsenin aklına gelmiyorsun. Hatta, şu an burada ölsem, uğrunda ölüp bittiğim kaç kişi üzülür ha? Cevap: Kimse. Böyle düşününce unutulmayacak kimse de olmuyor."

"Benimle ilgilenmeyen, aramayan bir kadını bekleyeceğimi de düşünmedin herhalde."

"Ben kimseyi aramam bunu biliyorsun. Sülük gibi yapıştı demeni domuz gibi kadındı demene yeğ tutarım."

"Sevişelim mi sonra devam ederiz."

"Bence de."

2,5 saat sonra, yatakta sigara içerken...

"Erdem, fiziksel hiç bir özelliğinin benim yanımda kıymeti yok, bunu anla artık lütfen, ben aramızdaki ussal birliği seviyorum, azınlığın içerisindeki azınlığız biz. Sen yokken göğüs kafesimin içerisinde sebebini bilmediğim bir yumruk bir acı ile yaşıyorum ve seni düşününce bu geçiyor."

''Çiğdem bende sen yokken içimdeki hiçbir şeyi yansıtamıyorum. Ayrı kalmak neden olsun, beni bırakma.''

''Hiç yanımda kal demedin ki.''

''Her şeyi duymak istersin zaten, vazgeçmedin bir türlü bu huyundan, benim en nefret ettiğim bizi ayıran huyundan. Nasılsın Çiğdem, buluşalım mı Çiğdem, akşam bana gel Çiğdem, kadınım ol Çiğdem, yani bunları söylememe gerek var mı? Bunu anlamayacak kadar salak mısın?''

''Salak değil domuzum. Hani birbirimizin reflektörüyüz ya, neler yansıttığımı görmek, duymak istiyorum belki. Aktar bana, ama hazreti egon buna izin vermiyor değil mi?''

''Ağzından akan zehirleri toplaman için tas vereyim mi?''

''Hayır, sigaranın dumanını içime ver, sonra gene sevişelim.''

''Tamam.''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder