Salı, Ekim 23, 2012

Yırtıcı Kuşlar Arasında

Buraya aşağıya inmek isteyeni,
onu ne çabuk
yutuyor boşluk!
-Ama sen, Zerdüşt,
uçurumu hala seviyor musun,
tıpkı çam ağacı gibi?

O kök salıyor,
kaya'nın bile ürpererek
boşluğa baktığı yerde-,
o, uçurumlarda kararsız kalıyor,
etraftaki her şeyin
aşağıya inmek isediği yerlerde:
sarp kayaların
köpürerek aşağıya dökülen derenin sabırsızlığı arasında
sabırla direnir o, sert, suskun,
bir başına...

Bir başına!
Kim cesaret eder ki,
buraya misafir olmaya,
senin misafirin olmaya?..
Bir yırtıcı kuş belki,
o, sabıla direnenin kabuğuna
asılır belki
sinsice gülerek,
deli deli gülerek,
yırtıcı kuş-gülüşüyle...

Ne diye bu kadar direniyorsun?
-diye alay ediyor sonra da gaddarca:
uçurumu sevenin
                          kanatları olmalı...
asılı kalınmamalı,
senin gibi, ey asılı duran!-

Ah Zerdüşt,
en gaddar Nimrod!
Daha az evvel tanrının avcısı,
yakalama ağ'ı tüm erdemlerin,
ok'u kötülüğün!-
Şimdi-
kendin tarafından avlanmış olan,
kendi kendinin av'ı,
kendini delerek kendi içine yerleşmiş olan...

Şimdi-
kendinle bir başınasın,
bilgin içerisinde çift,
yüz ayna arasında
kendin karşısında yalansın,
yüz hatıra arasında
şüphede,
her yaradan yorgun,
her ayazdan üşümüş,
kendi iplerinle boğulmuş,
Kendini tanıyan!
Kendini asan cellad!

Ne diye bağladın kendini
kendi bilgeliğinin ipiyle?
Ne diye kendini baştan çıkarıp
o yaşlı yılanın cennetine gittin?
Neden sokuldun sessizce
kendi içine -kendi içine?

Bir hastasın şimdi,
yılan zehirinden hastalanan;
bir esirsin şimdi,
bahtına en ağır kaderi çeken:
kendi kuyusunda
eğilerek çalışan,
kendi içine gömülen,
yardım edilmesi imkansız,
kaskatı kesilmiş bir cesetsin-,
aşırı yüklediğin,
yüzlerce yük altında kalmışsın,
bir bilensin!
bir kendini tanıyansın!
ey, bilge Zerdüşt!..

En ağır yükü aradın:
işte orada kendini buldun-,
kendi üzerinden atmıyorsun kendini...

Pusuda yatarak,
gizlenerek,
artık dik durmayan biri!
Mezarınla bütünleşeceksin neredeyse,
bütünleşmiş ruh!

Daha az evvel öylesine gururlu,
tam tahtadan ayakları üzerinde gururunun!
Daha az evvel tanrısız bir münzevi,
şeytanla bir yerde yaşayan,
her taşkınlığın kan kırmızısı prensi!..

Şimdi -
arasında iki hiçliğin
arasında sıkışmış biri,
bir soru işareti,
bitkin bir sır-
yırtıcı kuşlar için bir sır!.

-"Çözeceklerdir" seni,
daha şimdiden susamışlar "çözümüne",
şimdiden senin sırlarına etrafında uçuşuyorlar,
senin etrafında, asılmış olan!..
Ey Zerdüşt!..
Kendine tanıyan!..
Kendini asan cellad!..
                                      Friedrich Nietzche / Dionysos - Dithyramben

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder