Cuma, Haziran 02, 2017

SENSE8 : Bir Uyanış Çağrısı

sense8
Sense8 dizi yıllardır düşündüğümüz hayat enerjisi, yaşam kaynağı, kuantum fiziği, antropoloji, homosapiens, inanç sistemi, toplumsal anlayış hakkındaki felsefeleri birleştirip alın size dizi diyerek tak diye elimize veriyor. Matrix'ten hatırladığımız Wachowski Kardeşlerin insanlığa birer armağanı diyebileceğimiz harika bir yapımı daha.
sense8 bir uyanis cagrisi

Analizine gelince; İnsan türü Homo Sapienslerin geçmişteki avcı, katil yani yok edici olan neslin üreyip çoğalması sonucu olduğunu hepimiz biliyoruz. Homo Sapienslerin yok edemediği, empati yeteneği yüksek, Duyusal anlaşarak yaşayan Homo Sensorium'lar birbirleriyle Psiselium adı verilen bir ağ ile iletişime geçerler. Bu ağ ise vücudumuzda göğüs kafesimizin üstünde ve ortasında bulunur. 

sense8 yorum

Birbirlerine bağlı olan her gruba Küme denilir. İşte bu 8 kişilik kümeyi oluşturan elemanların hikayesi ise dizinin senaryosunu oluşturuyor. İlk başta Homo Sensoriumları korumak için kurulan BKO adlı araştırma şirketi zamanla onları yok eden karanlık bir kuruma dönüşüyor. Whispers denilen avcı Homo Sensoriumların iletişim ağını kesiyor ve insanları manevi anlamda birer Zombiye dönüştürüyor. 
 Küme üyelerimize gelince ise; Trans bir Hacker olan Nomi, Meksikalı Gay bir Aktör Lito, Seul'da yaşayan dövüş ustası Sun, Alman Mafya üyesi Wolfgang, Hintli Biyolog Kala, İzlandalı DJ Riley, Polis Will, Kenya Nairobi'de yaşayan adaletli Capheus.

sense8 whispers

Whispers'ın gözbebeklerine bakınca sizi avlıyor. 

Bu arada dizi bize internetin de psiselium özelliği taşıdığını fısıldıyor.

sense8 wolfgang sun

 Hikaye ne kadar da tanıdık değil mi? Günümüzün Zombiye dönüşmüş insanlarına bakınca görebiliyoruz ama dizinin devamını maalesef göremeyeceğiz çünkü yayından kaldırıldı. Bu kadar çöp dizi var iken bu dizinin kaldırılmasının sebebini size bırakıyorum.

sense8 dizisi

 Benim takıldığım temel sorun ise şu: Yıllardır bizim düşündüğümüz şeyleri adamlar yıllar önce düşünmekle kalmamış, üstelik çekmişlerdi. Bizler neden yapamıyorduk? Uzun düşünceler ve analizler sonucunda şunu diyebilirim ki biz bilim üretmiyoruz. Bilim bizde üretilmediği için sanat da üretemiyoruz. Hani bir toplumun dil ve kelime hazinesinin üretimi için bilim üretilmesinin şart olması gibi taa ucu sanata da dayanan bir sorun bu. Bilim önce gelişmiş ülkelerde önce bir hipotez üretiliyor sonra tez, antitez ve sentez olarak doğuyor, deneysel süreçler yaşanıyor ve bir sona ulaşıyor başarılı ise topluma ve halka sunuluyor, sonrasında sanata, dile, teknolojiye yansıyor. Bu süreçlerden habersiz olan toplumlar, dünyanın bir ucunda yaşarken, bilgi evrimini bitirip yeni bir bilgi inşa eden toplumlar için çöp olan bir bilgi, bize daha yeni ulaşıyor-du.

Bu arada bizim yani insanların birbirleriyle Duyusal olarak empati yeteneğini ortadan kaldıracak Whispers'ın illa bilimkurgu dizisinde geçen bir avcı olmasına gerek olmadığını hiç düşündünüz mü: mesela bu bir yiyeceklere katılan katkı maddesi, gazlı içecek, ilaç hatta aşı bile olabilir.

Yoksa etrafımızda bu kadar çok empati yeteneğinden yoksun, hayvanlara eziyet eden, yeşile düşman, kendisinden olmayan bireylerden nefret eden, kimliklere saygı duymayan, gittiği her yeri yok eden insan nesli nasıl çoğalacaktı, öyle değil mi?

Sevgiyle kalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder