Pazartesi, Şubat 19, 2018

Sur dışı İstanbul dışı: Kocamustafapaşa

dustuk.com
Bugün "Beyoğlu'nun Üvey Evladı; Tarlabaşı" belgeselini izlerken "hey gidi Tarlabaşı nereden nereye?" derken şu görüntü dikkatimi çekti. Şimdilerde Tarlabaşı kadar olmasa da değişime uğramış, eskinin açıkhava sinemaları, tiyatroları ve aynı zamanda Kabadayıları ile meşhur olan, Sur dışının İstanbul dışı sayıldığı zamanlarından, İstanbul'un 7 Tepesinden ve en eski yerleşim yerlerinden biri olan KocaMPaşa otobüsü geçiyordu. Bir zamanların kent merkezi olan ve Askeri Rüştiyesini de içinde barındıran bir çok siyasetçi, sanatçı, şair, edebiyatçı ve bilim insanın yetiştiği yerdir Kocamustafapaşa.
turgutuyar, edirnekapi
Edirnekapı Üstüne Şiir'inde Turgut Uyar'ın Vaiz Sokağını anlatması da bir tesadüf değildir, burada yaşadığındandır. Anılarından İstanbul'u dinlemek var şimdi.

İstanbul dediler mi benim aklıma, 
Vaiz sokağı gelir hemen.
Edirnekapı gelir, evimiz gelir
Köşebaşında duran bir güzel kız gelir.
Biletçi zili çeker, tramvay durur
Bir manav, bir meyhane, iki akasya
Kumrular geçer kilisenin çan kulesinden
Beyaz bulutlar geçer...
Burası Hasan Efendinin kahvesi Edirnekapıda,
Bu taşçı Kemal, çocukluk arkadaşım.
Bulutu Haliçten, rüzgarı Boğaz’dan
Bir baygın gün içindeyiz, yazdan.
“Dört cıhar, sebayidü, pencüse
Akşam olur, güneş batar nerdeyse.”
Pırıl pırıl aşk içinde Mihrimah Sultan Camii
Eyüpten vapur düdüğü,
Yenikapıdan tren sesi.
Kalkarız ağır ağır kahveden
Ben, Kemal, Kemalin eniştesi...
Vaiz sokağına gelir eve varırım
Kapıya iki üç defa vururum
Karım kapıyı açar, çocuklar koşuşur
Ekmeğimiz var, yemeğimiz var
Yemeğe iştahımız var.
Oturur yemek yeriz cümbür cemaat
Alnımızın terinden, elimizin emeğinden
Etrafa yayılınca makarnanın buğusu,
Bize ne elalemin on türlü yemeğinden...
Alır karımı gezmeğe götürürüm
Bir dolmuşa bineriz Edirnekapıdan.
Sultanahmette atkestanelerinin en güzeli
Elli kuruş verir, cambaza gireriz.
İstanbul bizim memleket, yaşımız yirmibeş
Basmayı da, ipeği de aşkla giyeriz.
Yenicami önünden güvercinler uçan
Mavnalar, takalar, koca koca gemiler,
Köprüden günde kimbilir kaç insan geçer
Denizde balıklar güzel, havada kuşlar
Bir gülüşü karımın, sevdamı yeniler.
Denizlerin kumuyum, balıkların puluyum
Adım Turgut, kendim İstanbulluyum
Ben Allahın bir sevdalı kuluyum
Üsküdara geçerken bir yağmur almadı ama
Bir güzel yaz günü Kadıköy vapurunda
Japone kollu bir kız aklımı aldı.
Bakıştık, gülüştük, hoşlandık
Derken o yoluna gitti, ben evime...
Bizim ev iki oda, bir sofa
Evsahibi ayda yetmiş lira alır.
Kapıda atnalından, sarmısaktan bir nazarlık
Önümüzde kaleler, arkası mezarlık.
Gün olur çoluk çocuğunla bir bakarsınız
Güzelim vaiz sokağında benim de
Ferah, aydınlık bir evim olur.
Bir büyük radyo da alır, yerleşirim
Geçerim pencereye akşamüstleri.
Boy boy sardunyalar, fesleğenler,
Boy boy bulutlar karşımda.
Saçağımızda bir kırlangıç yuva yapmış.
Ahmet efendi geçer, selam veririm
Bakkal İbrahim selam verir, alırım.
Fesleğenler kokar, sardunyalar kızarır
İstanbul sereserpe önümde geceye karşı
Gemilerden, fabrikalardan düdükler
Şimdi bir tren kalkar Sirkeciden bilirim.
Alacakaranlıkta kıpır kıpır gölgeler
Sesler gelir yakın sinema bahçesinden
Bir hoş olurum.

Bu hoş edayla kaldığımız yerden devam edersek;

Zilciyan, Kolsuz Agop, Metin Akpınar, Selçuk-Hakan Ural, Yonca Evcimik, Serdar Ortaç, Cem Yılmaz, Burak Kut, Aysel Gürel, Lütfü Kırdar, Fatma Girik, Recep Peker, Cevdet Sunay, İlhami Sancar, Mümtaz Ulusoy, Uğur Dündar ve daha nice bir çok ismin de yolu bu güzide semtten geçmiştir.

Gelelim kısa öyküsüne;

Tarihi Bizansın köle ve cariye pazarlarının kurulmasına kadar dayanır. Zamanın Roma İmparatoru Arkadius 402. yılındaki zaferlerini ilan etmek için bugün Cerrahpaşa'da olan ve İstanbul'un 7.tepesine Roma'daki Trajan sütununa benzeyen tılsımlı Arcadius Sütununu diktirmiş. 
Bin parça bez mermerden, minare gibi içi boş, merdivenli, tepesinde bir peri yüzlü bir heykel varmış. Yılda bir kez feryat koparır, yeryüzünde ne kadar kuş varsa etrafında toplanır, dönermiş. Kuşların binlercesi yere düşer, halk da bunları toplayıp yermiş diye Arcadius Sütununun efsanesi anlatılır.  
4 metre çapında 9 metre yüksekliğinde yapılmış daha sonra da oğlu babasının zaferi anısına atlı heykelini üzerine koydurarak 40 metre yüksekliğine ulaşmış olan heykel ne yazık ki çeşitli depremler ve felaketlerden ötürü günümüze kadar ulaşamamıştır.
Umarım bir gün seninde belgeselin yapılır ve bilenler bilmeyenlere anlatır.
sur dışı istanbul dışı
Son olarak Beyoğlu'nun Üvey Evladı; Tarlabaşı belgeselini izlemek için üzerini tıklayabilirsiniz. Keyifli seyirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder